Müziği Hak Etmenin Dayanılmaz Hafifliği

İnsanoğlu çabalayarak yaşar. Her zaman bunun bilincinde değilizdir elbet. Fakat geriye yaslanıp hayata baktığımızda aslında önümüzde hep bir amacın, hep bir yetiştirme çabasının, hep bir kazanma umudunun olduğunu görürüz. “Peki insanı ne mutlu eder?” diye sorarsanız, sorunuzun cevabı elde etmek, hatta hak etmek olacaktır.

Çabalayarak elde etmenin ne denli kıymetli olduğu hep söylenmiştir. Bunu bazı başlıklar altında klişe bulsak ve çoğunlukla kulak ardı etsek de yaşamımızdaki örneklere baktığımızda bu söylemin ne kadar doğru olduğunu görürüz. Para biriktirerek aldığın şeylerin tadı farklıdır mesela, canını dişine takıp çalıştığının mükafatı her ay sonu eline geldiğinde yüzün güler. Anlayışın ve tahammülün ile, emek harcayarak yanında tuttuğun insanlar en değerlin değil midir? Çabalayarak hak etmek dünyadaki en büyük mutluluklardandır diyebiliriz o halde.

Elbette gayretle çalışmadan da güzel şeylere sahip olmak şans ve imkanlar ile doğru orantıda mümkündür. Fakat çabasız elde edilen ile aynı ölçüde mutluluk verir mi, tartışılır.

Mesela, çocukken nadir zamanlarda tüketebildiğin çikolatanın tadı ile şimdi istediğin zaman yiyebildiğin çikolatanın tadını karşılaştırabilir misin? Sanki yıllar önce yediğin çikolata hep daha lezzetlidir. Hep onu arar, ne zaman nostalji konusu açılsa eski şekerlemelerin lezzetinden bahsedersin. Oysa ki şimdiki ile geçmiş arasında çok da büyük bir lezzet farkı yoktur. Malzemeler aynıdır, sen sabırla beklenen çikolatanın tadını özlersin. Eskiye özlemin en büyük sebebi istediğimiz şeye ulaşmanın zorluğudur belki de…

Tüm bunları bir gün bir filmde duyup tekrar dinlemek istediğim şarkıyı ararken düşündüm. Şarkı yaklaşık beş dakikalık bir araştırmanın sonucunda bilgisayarımdaydı. Üstelik şarkıyı söyleyenin tüm albümlerine uzaklığım bir parmak ucu kadardı. Şımardım. Diğer şarkılarını da dinlemeye, sevmediklerimi bir parmak hareketi ile atlamaya başladım. Sanatçının belki de yıllardır çabalayıp yarattığı eseri daha tam dinlemeden ona not verme cüretinde bulunmuş, uğraşısını bir dakika içerisinde tüketip atmıştım.

Şundan bir yirmi yıl öncesine kadar albümdeki tüm şarkıları dikkatle dinleyen, kapağını inceleyip, şarkı sözlerini hatmeden ben, nasıl olmuştu da bu kadar nankör olabilmiştim? Müzik ne kadar da kolay elde edilebilir olmuştu! Aslında çağımıza uygun hareket ediyordum: Kolay elde edilen kısa sürede olağana dönüşüyordu.

“Ah Nerede O Eski Günler?”

Eskiden müzik dinlemek adeta bir seremoni eşliğinde gerçekleştirilirdi. Plaklar özenle kutusundan ve sonrasında zarfından çıkartılır, üzerinde toz varsa üflenir, nazikçe plak çalara yerleştirilirdi. İğne kısmı ise ayrı alem. Zarar görmesin, kırılmasın diye yavaşça yerinden kaldırılır, plağı çizmesin diye tüy gibi üzerine kondurulurdu. Aynı albüm defalarca dinlenir, şarkılar ezberlenirdi.

Hadi buradan da çok hoşlanmadığın şarkıyı geç bakalım! İstediğiniz bir albüm müzik markette yoksa istetilir, hayali kurulur, sevgiliyi bekler gibi beklenirdi. Geldiğinde kıymetinden nerelere koyulacağı bilinemezdi. Bu dönemi çocukken ucundan da olsa yaşadığım için mutluyum.

Şimdi de elimden geldiğince koleksiyonumu büyütmeye çalışıyorum. Plağın sesi başka oluyor, evet. Çünkü müzik formatları daha küçük bir aygıtta dinlenmek için sıkıştırılmıyor. Şarkılar olabildiğince yalın halde ve özgür bırakılıyor. Bu sebeple plak dinlediğinizde her enstrümanı daha iyi ayırt edebiliyorsunuz. Müzik küçük kulaklıklardan kulağınıza fısıldamıyor; onu yanınızda hissedebiliyorsunuz.

Aynı Şarkıyı Dinlemek için Çekilen Bilek Ağrısı

Plak almaya para kazanmaya başladıktan sonra başladım. Fakat ilkokulda beni büyüleyen kasetleri almak için acı çektim diyebiliriz. Abur cubura yatıracağım nice harçlık istediğim şarkılara ulaşma yolunda harcandı. Gelmeyen albümler ısrarla müzik marketlere soruldu. O zaman seyahat etmek demek “walkman” ve “ya bunu da dinlemek istersem” paranoyası ile çantaya koyulan yirmiye yakın kasetti.

Emek neydi?

Radyoda dinlenilen bir şarkıdan sonra sabahı zor edip soluğu müzik markette almaktı.

Bir de hele bir şarkıyı dinleyip de seversen vay haline! Pilin gitmesin diye kalemi kasetin ortasına sokar, bileklerimiz kopuncaya kadar döndürürdük. Sevdiğin şarkıya ulaşmak için bileğinin ağrıması ve sabır gerekirdi. Sevmediğin şarkıyı geçmeyi söylemiyorum bile! Kaset kapaklarının fotokopisini çektirip, aslını saklamak gibi tuhaf huylarımız da vardı.

Hoşlanılan kişiye ya da arkadaşa yapılacak en büyük jest en sevdiğiniz şarkıları seçip ona karışık kaset hazırlamaktı. Bu ciddi bir emek ve zaman gerektirirdi. Şarkıları belirlemek, onları kaseti sardırarak tek tek bulmak ve diğer kasete kaydetmenin tek mükafatı karşındakini mutlu etmekti.

2018’den bildiriyorum. Bence karışık kaset hazırlamak yüzyılın en romantik hareketiydi!

Peki ya şimdi?

Her şeyi elde edebileceğimiz bir dönemin içerisindeyiz; bu sebepten elimizdekilerin değerini bilemiyoruz. Tüketim çılgınlığı arasında daha büyük bir amaç için koşarken küçük mutlulukları görmezden geliyoruz. Şimdi kim kime “karışık kaset” hazırladı diye sevinir? Ya da bir müzisyenin şarkı yapımı için verdiği uğraş kimin umurundadır? Bir enstrüman çalmanın zorluğunu, parmakları ağrıya ağrıya deneyimleyen, bir nota için nefesini kontrol etmeye çabalayan insanları bir kenara bırakıp, bilgisayardan bir programla çabucak yaratılan ve dinlenilmesi için bile emek gerekmeyen boş şarkılara ne zaman geçtik?

En son ne zaman müzik dinlerken haz duydun ya da heyecanlandın?

Bak anlaşalım; bugün kendin için bir şey yap. Plak çalan kafelerden birine git. Büyük şehirlerde bunu bulmaman imkansız fakat küçük şehirdeysen rotanı aile büyüklerine çevir. Plak bulamasan da onların koleksiyonunda elbet kasetler olacaktır. Beğeneceğin bir albümü seçip dinlemeye başla ama baştan sona. Emin ol, bu uğraşının mükafatı içine huzur ve mutluluk olarak dönecek.

Bana gelecek olursak, ben plağımı koydum, iğneyle siyah bantın buluşmasının cızırtısıyla heyecanlandım ve çok da parıltılı geçmeyen zamanlarımı bir süreliğine unutup ruhumu müziğin kollarına bıraktım. Melodiyi hak etmenin dayanılmaz hafifliğindeyim.

Aslına bakarsanız müzik aynı müzik, şarkı aynı şarkı. Biz sadece özlemeyi özlüyoruz. Biriciğimiz olmasını, beklemeyi, elde etmek için çaba göstermeyi.

Yazar: Melis Balbozan

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

CONTACT US

We're not around right now. But you can send us an email and we'll get back to you, asap.

Gönderiliyor

©2019 WebEditoryal designed by Karaoğulları Medya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?