Her Şeye Yetecek Zamanımız Var

Zaman yönetimi kulağa teknik bir ifadeymiş gibi gelse de aslında hepimizin hayatında önemli yer tutmasın gereken bir kavram. Zira kimi zaman başımızı kaşıyacak vakit bulamamaktan, kimi zaman da fazla boş vaktimiz olmasından şikayet ederiz.

Mevsim yaz da olsa kış da olsa yaşadığımız bu dönemler arasındaki dengesizlikten dolayı kaçırdığımız fırsatlar aklımızın bir köşesinde takılır kalır. Zaman hızla akıyor ve geri getirilmesi mümkün değil. Bu nedenle geçmişe takılmadan geleceğe odaklanmamız ve onu tasarlamamız gerekiyor.

Aslında yapmak istediğimiz çok şey ve farkında olmadığımız kadar bol zamanımız var. Peki nasıl bu farkındalığa varırız ve daha verimli bir yaşama adım atarız?

Zaman Yönetimi Konusunun Önemini Kavrayın

zaman yönetimi ve zamanı verimli kullanmak

‘Zaman yönetimi’ aslında gerek iş gerek özel hayatımızda aşina olduğumuz bir kavram. Hepimiz her günün başında eşit olarak 24 saate sahibiz. Zaman yönetimi ise günümüze yönelik önceliklerimizi sıralayarak hazırladığımız plana uymaktan ve böylelikle 24 saatte maksimum verimliliğe ulaşmaktan geçiyor. Verim de beraberinde mutluluğu getiriyor.

Planlamadan Verime

Doğru bir plan hazırlayabilmek için ilk olarak kendimizi iyi tanımamız gerekir. Günün hangi saatlerinde daha etkin çalıştığımızı, ideal uyku saatimizi, önceliklerimizle sorumluluklarımızın hangilerini gerçekleştirmede daha iyi olduğumuzu, iyi-kötü alışkanlıklarımızı belirleyebilirsek bu yolda daha kolay ilerleyebiliriz.

Yapılacaklar listemizde birbiriyle bağlantılı olan işler varsa onları bir arada halletmek bize hız kazandırır. Gereksiz uğraşlardan ve dikkat dağıtıcı unsurlardan arınmalı (örneğin müsait olmadığımız zamanlarda gelen buluşma tekliflerine hayır diyebilmeliyiz), aynı zamanda yapılması zorunlu ve mühim işleri ertelemediğimizden de emin olmalıyız. Ne demişler: “bugünün işini yarına bırakma!”

Unutmayalım; verimli bir gün geçirmek demek kendimize vakit ayırmadan tüm gün çalışmak demek değil, aksine kendimize daha kaliteli vakit ayırabilmek demek. Buna uykumuzu yeterince almak da dahil.

Bu yüzden günlük planımız kapasitemizi aşmayacak şekilde düzenlenmeli (bu bomboş bir gün anlamına gelmiyor). Kendimize gün sonunda tamamlayabileceğimizi bildiğimiz listeler oluşturmalıyız. O günkü enerjimizi de göz önünde bulundurmak önemli. Aynı şekilde hazırladığımız programa uymadığımız veya uyamadığımız sürece bir anlamı yok. İşte bu nedenle ‘doğru’ plan çok önemli.

Minik bir hatırlatma: Plan ve programlar kişiseldir ve kişinin kendisine özel olmalıdır. Örneğin bir sınava hazırlanıyorsanız bir başkasının planını uygulamak doğru olmaz. Kendi planınızı kendiniz hazırlamalısınız. Tabi ki fikir danışabilirsiniz ve yardım alabilirsiniz ama sizin düşüncelerinizin göz önünde bulundurulması mühim.

Ajandalar zaman yönetimi ve günlük plan konusunda pratiklik ve süreklilik imkanı sunar. Birkaç gün kullanır sonra unuturum ön yargısına kapılmayın, ilk iş bir ajanda edinin. Önceden varsa bıraktığınız yerden tekrar başlayın.

Motivasyon ve İstikrar

Tabi ki bahsettiğimiz tüm bu sürekliliği sağlayabilmek için istikrarlı olmak gerekiyor. İstikrar içinse enerjik ve motive kalmak. Hiçbir şey yapmak istemediğimiz, kendimizi motive hissetmediğimiz zamanlar oluyor elbet ama önemli olan bu dönemleri olabildiğince hızlı atlatabilmek. Bu da aslında planımızın bir parçası olmalı. Belki bazen koşamayız ama yürümeye devam etmeliyiz.

Takıldığımız veya yorulduğumuz zamanlarda soluğu bize motivasyon / ilham / pozitif enerji veren şeylerin yanında almalıyız. Bunlar kişiden kişiye değişir. Bir film, şarkı, kitap, birinin söylediği bir söz, duyduğumuz bir hayat hikayesi, başarı hikayeleri, idol aldığımız kişilerin tavsiyeleri, bir mekan, birlikte vakit geçirmekten keyif aldığımız kişilerle geçirilen bir gün, gözümüze takılan ayrıntılar..

Sonsuza kadar uzayan bir liste. Kendinizi motive edenleri keşfedin ve çevrenizi olabildiğince onlarla donatın. Bu arada zaman yönetimi ile alakalı olarak faydalı bulduğumuz ve konuyu hakkında daha fazla yazı okumak isteyenlere tavsiye edebileceğimiz sayın Kerem Sarı’nın “Zaman Yönetimi ve İş Planı” başlıklı şu blog yazısını da notlarımız arasına düşelim.  

Fakat en önemlisi sağlığımız. Sağlığımıza kesinlikle ve kesinlikle dikkat etmeliyiz. Her şeyin başı sağlık.

İyi Beslenmek ve Egzersiz

Unutmayalım zaman fazlası yaratmaya çalışmıyoruz. Verimli olmaya çalışıyoruz. Rutinimizi sağlamak için de enerjiye ihtiyacımız var. Yorgun ve aç bir vücudun da bu tempoyu kaldırması pek mümkün değil. O yüzden beslenmemize ve öğünlerimize yine aynı şekilde normalde ne kadar ayırıyorsak o kadar vakit ayırmamız lazım. İyi beslenmemiz, günlük su ve protein ihtiyacımızı karşılamamız da yine çok önemli.

Bir diğer konu da egzersiz. Kendi adıma konuşmam gerekirse spora vakit ayırabildiğim zamanlarda kendimi daha motive ve güçlü hissediyorum. Okula veya bir yere yetişme zorunluluğumun olmadığı günlerde aksatmamaya çalışıyorum. Az da olsa, kısa bir yürüyüş bile pasif moddan çıkmamızı sağlayabilir.

Tüm gün masa başında da oturmak sağlıklı değil. En azından birkaç mola verip bulunduğumuz yerden o an çıkmamız mümkün değilse bile minik egzersiz hareketleriyle tekrar işimizin başına dönebiliriz. Mola vermek her zaman gereklidir, ama ne az ne fazla.

Kaliteli ‘Boş Zaman’

Tüm bunları göz önünde bulundurduğunuzda farkına varacaksınız ki işlerinizi artık daha seri, ertelemeden hallediyorsunuz. Kendi rutininizi oluşturdunuz ve daha verimli bir şekilde çalışıyorsunuz, günün sonunda çok daha fazla şey başardığınızı görüyorsunuz. Bu da mutluluğunuzu arttırdı.

Kendinize kalan vakit çok değerli (aslında her zaman çok değerliydi ama şimdi bunun daha çok bilincinde olacaksınız). Sosyal, sportif ve kültürel aktivitelerde bulunmaksa bu zamanı daha da kıymetli kılar. Bu yüzden ben aslında kendimize ayırdığımız süreye ‘boş’ demekten pek hoşlanmıyorum. Sonuçta o da bizim zamanımız ve dilediğimiz biçimde kendimiz için değerlendiriyoruz.

Zaman yönetimi bir tarafa, hiçbir şey yapmamayı tercih ettiğiniz zamanlar da olabilir elbet. Ama biz biz olalım sosyal çevremizi (ailemiz, arkadaşlarımız, sevdiklerimiz) ihmal etmeyelim ve okumak, gezmek ve öğrenmek gibi sosyal etkinliklerimizi hiç aksatmayalım.

Yazar: Deniz Başaran

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

CONTACT US

We're not around right now. But you can send us an email and we'll get back to you, asap.

Gönderiliyor

©2019 WebEditoryal designed by Karaoğulları Medya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?